Kızılay’ı eleştirme, sahip çık

6 Şubat Anadolu Depremi, yalnızca şehirlerimizi değil; kurumlarımızı, reflekslerimizi ve toplumsal vicdanımızı da derinden sarstı.

Bu büyük felaketin yıl dönümünde, Kocaeli Millî Kuruluşlar Birliği tarafından, Başkan Yücel Alpay Demir öncülüğünde düzenlenen panel; bu açıdan son derece kıymetliydi. Akademisyenlerin ve alanında uzman isimlerin katkılarıyla gerçekleşen panelde, kentsel dönüşümden imar politikalarına, kent estetiğinden yerel yönetimlerin sorumluluklarına kadar pek çok hayati konu ele alındı.

Özellikle belediye başkanlarının bu alanlarda daha cesur, daha dirayetli ve kamu yararını önceleyen bir inisiyatif kullanması gerektiği açıkça ortaya kondu.

Ancak panelin ardından kamuoyunda asıl yankı uyandıran konu, yapılan bilimsel ve yapıcı değerlendirmelerden ziyade, tek bir soru ve o soruya verilen cevap oldu.

Kızılay Kocaeli Şube Başkanı İbrahim Pay’a yöneltilen “Deprem döneminde Kızılay neden çadır sattı?” sorusu ve buna verdiği yanıt, ertesi gün tartışmaların merkezine oturdu.

İbrahim Pay’ın verdiği cevap aslında son derece netti: Kızılay bu milletin kurduğu, yüzyıllardır zor zamanlarında yanında olan bir kurumdur. Başkanlar ve yöneticiler geçicidir; Kızılay kalıcıdır. Yaşaması ve yaşatılması gerekir. Bu nedenle profesyonel bir anlayışla yönetilmeli, gerekiyorsa üretmeli ve satış da yapabilmelidir.

Ne yazık ki bu açıklama bağlamından koparıldı ve Kızılay’ın tarihsel, stratejik ve yapısal gerçekliği göz ardı edilerek bir linç kültürünün parçası hâline getirildi.

Oysa Kızılay’ı eleştirmek kolaydır; zor olan Kızılay’ı anlamak, sahada olmak ve sorumluluk almaktır.

Şu andan itibaren yazacaklarım Kızılay ve İbrahim Pay için destek gibi anlaşılacak olsa da, benim desteğime ne Kızılay'ın nede İbrahim Başkanın ihtiyacı vardır.

Gerçeği tespit etmek, ve hakkı teslim etmek her bireyin görevi olmalıdır.

Benim için Milli değerler kişisel çıkar ve menfaatlere teslim edilemeyecek kadar hassas bir terazi ölçüsündedir. Bu yüzden gücüm yettiğince doğruları ifade etmemiz gerektiği inancındayım.

Kızılay, bu toprakların kurduğu en köklü sivil toplum hareketlerinden biridir. Kökleri ecdada dayanır, refleksleri milletin vicdanından beslenir.

Elbette her büyük yapıda olduğu gibi, bu yapının içine de kişisel çıkarı için giren, kurum kültürünü zedelemek isteyen insanlar olabilir. Ancak bu durum, kurumun kendisini değersizleştirmez. Aksine, bu tür yapıların daha güçlü denetlenmesi gerektiğini gösterir.

Bugün Kızılay yalnızca gönüllülük esasına dayalı bir yardım kuruluşu değildir. Aynı zamanda çadır, gıda, içecek, lojistik ve benzeri alanlarda üretim yapan; binlerce insanın ekmek yediği, devasa bir organizasyondur. Bu üretim kapasitesi, çoğu zaman bilinçli şekilde “ticari faaliyet” etiketiyle küçümsenmeye çalışılır. Oysa mesele ticaret değil, stratejik sürdürülebilirliktir.

Şunu açıkça sormak gerekir: Olası bir savaşta, büyük bir afette ya da ambargo koşullarında yabancı menşeli firmalar Türkiye’den çekildiğinde, hangi kurum devreye girecektir? Çadırı kim üretecek, gıdayı kim dağıtacak, lojistiği kim yönetecektir? İşte tam da bu noktada Kızılay’ın üretim gücü, yalnızca insani değil; aynı zamanda millî bir güvenlik meselesidir.

Bu nedenle Kızılay’ı siyasetle ilişkilendirerek itibarsızlaştırmak büyük bir hatadır. Siyasi görüşler, iktidarlar ve muhalefetler gelir geçer. Ancak Hilal-i Ahmer bu topraklarda yüz yılı aşkın süredir ayaktadır. Kızılay siyasi bir yapı değil, bu milletin ortak vicdanıdır.


Gelelim İbrahim Pay meselesine… Onu uzun yıllardır tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: İbrahim Pay, makam aracıyla gezip protokol sıralarında görünmeyi seven bir başkan profili değildir. Nerede bir ihtiyaç varsa oradadır. Elinde koli taşırken, çadır kurarken, çorba karıştırırken görürsünüz. Saatlerce yol gider, şikâyet etmez. Protokole özellikle oturmak istemez; arka sıralarda sessizce durur.
Süslü cümleler kuramaz belki. Afilli ve şatafatlı konuşmalar yapamaz. Ama “Bana iş verin, ben yaparım” diyen bir duruşu vardır. Utangaçtır, mahcuptur; fakat sahada son derece güçlüdür.

Kimseye İbrahim Pay eleştirilemez demiyor. Elbette eleştiri olmalı. Ancak eleştirinin bir ahlakı, bir emeği ve bir vicdanı olmalı. Bir bardak çayını içmeden, sahada bir gününe şahit olmadan yapılan yargılar adil değildir.

Buradan çok daha önemli bir noktaya gelmek gerekiyor. Bugün Kızılay gibi köklü ve denetlenebilir kurumlar kolayca hedef alınırken, illegal veya lobicilik amacıyla kurulan sözde yardım kuruluşları nedense aynı hassasiyetle sorgulanmıyor. Asıl dikkat edilmesi gereken yer tam da burasıdır.

Yurt dışından fonlanan, “acil durumlarda yanınızdayız” sloganlarıyla milli ve dini duyguları sömüren; iki video, birkaç görsel ile kamuoyunu manipüle eden yapılar ciddi bir risk oluşturmaktadır.

Nereden geldiği belli olmayan kaynaklarla toplanan bağışların nerelere gittiği, hangi amaçlara hizmet ettiği çoğu zaman denetlenememektedir.

Dini ve milli değerleri istismar ederek cemaat, inanç grubu ya da insani yardım kuruluşu adı altında faaliyet gösteren; bu süreci kişisel kazanç ve itibar devşirme aracına dönüştüren yapılara karşı toplum olarak çok daha dikkatli olunmalıdır.

Özellikle lobicilik faaliyetlerini milli duygular üzerinden yürüten bu yapıların, olağanüstü hâllerde topladıkları veri ve bilgileri kimlerle paylaştığı ciddi bir güvenlik sorunudur.

Allah korusun bir savaş ya da büyük kriz anında, bu tür yapıların topladığı verilerin ülke aleyhine kullanılması ihtimali göz ardı edilmemelidir.


İşte bu yüzden Kızılay gibi köklü,
denetlenebilir ve bu ülkenin kendi kurumu olan yapıları zayıflatmak değil; güçlendirmek gerekir.

Kızılay’ı denetlemek kolaydır, çünkü şeffaftır. Ancak denetlenmesi zor, adresi belirsiz, niyeti muğlak yapılara karşı aynı hassasiyet gösterilmemektedir.

Şahsi kanaatim şudur ki; Kızılay kimsenin tapulu malı değildir; ama herkesin kendi malı gibi hoyratça eleştirmesi de doğru değildir.

Kızılay’a sahip çıkmak, üye olmakla, gönüllü olmakla, bağış yapmakla ve gerektiğinde sahada çalışmakla mümkündür.

Bir gün hepimiz Kızılay’a ihtiyaç duyacağız. O gün geldiğinde, bugün kurduğumuz cümleler değil; bugün gösterdiğimiz duruş hatırlanacaktır.

Kızılay hepimizin. Bu bilinçle sahip çıkmak zorunda olduğumuzu ifade etmek istiyor hepinize sevgilerimi gönderiyorum.