Türkiye’de üniversite krizi: Kocaeli Üniversitesi ve Eğitim Sen hâkim karşısında!
Kocaeli Üniversitesi’nde akademisyenlerin yeni atama yükselme kriterlerine yönelik itirazları ve üniversitenin beklentileri üzerinden yükselen kriz, Eğitim Sen’in açtığı davayla birlikte yargıya taşındı. İşte KOÜ ve Eğitim Sen arasındaki dava sürecinin detayları...
HABER: MELİH CAN ŞENOL
Türkiye’deki birçok üniversitede ‘atama yükselme kriterleri’ üzerinden başlayan kriz, Kocaeli Üniversitesi’nde de yankılanıyor. 1 Ocak 2025 yılı itibarıyla yürürlüğe alınan ‘yeni atama yükselme kriterleri’ etrafında düğümlenen kriz, Eğitim Sen’in Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü’ne açtığı davayla birlikte yargıya taşındı. Sürecin başlangıcına ilişkin detaylar dosyanın ilk başlığında ele alınmış ve çeşitli detaylara yer verilmişti. Dosyamızın bu başlığında ise Eğitim Sen ile Kocaeli Üniversitesi’nin dava süreci ele alınıyor.
AKADEMİK KURUL VE İLK CİDDİ KIRILMA
2024 yılı sonunda gerçekleştirilen Fen-Edebiyat Fakültesi Akademik Kurul Toplantısı’nda Felsefe Bölümü’nden Doç. Dr. S.Ü.O’nun ‘yeni kriterlerin’ sosyal bilimler için adil bir süreç olmadığına vurgu yaparak “Sosyal bilimler alanında yayın yapabileceğimiz uluslararası indeksli dergi yok” şeklinde itirazlarda bulunduğu ve Kocaeli Üniversitesi Rektörü Nuh Zafer Cantürk’ün de “Disiplinlerarası çalışabilir ve ortak yayın yapabilirsiniz” şeklinde yanıt vererek yapılan itiraza tepki gösterdiği iddia ediliyor. Akademik kurulda yaşanan çatışmanın ardından Felsefe Bölümü’ndeki bazı akademisyenler ile üniversite yönetimi arasında ciddi bir kırılmanın yaşandığı da yer alan iddialar arasında.
‘İMKÂNSIZI İSTEMEK’
Burada S.Ü.O’nun itirazı önem taşıyor çünkü Eğitim-Sen tarafından Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü’ne açılan davanın temelinde yeni kriterlerin sosyal bilimler alanı için ‘imkansızı istemek’ anlamına geldiği itirazı yatıyor.
HUKUKİ SÜREÇ BAŞLADI: EĞİTİM SEN VE KOÜ HÂKİM KARŞISINDA
2024 yılı sonunda gerçekleştirilen akademik kurulda da yükselen itirazlara rağmen 1 Ocak 2025 tarihinde yeni atama yükselme kriterleri yürürlüğe girdi. Bu gelişmenin ardından Eğitim Sen, Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü’ne ‘Öğretim Üyeliği Atama ve Yükseltme Yönergesi’nin yürütmesinin durdurulması ve iptali’ talebiyle dava açtı.
DAVA DİLEKÇESİNDE YER ALAN İTİRAZLAR
Eğitim-Sen tarafından hazırlanan dava dilekçesinde, Kocaeli Üniversitesi'nin yeni yönergesine yönelik itirazlar; hukukilik, akademik çalışma koşulları ve bölümlere özgü şartlar temelinde şekilleniyor.
HUKUKİ İTİRAZLAR
Sendika, yürürlüğe alınan yönergenin; 2547 sayılı Kanun'da yer almayan ek ve ağırlaştırıcı koşulların bir yönerge ile getirilmesinin hukuka aykırı olduğu ve düzenlemenin Anayasa’nın 130. maddesindeki (üniversite işleyişinin kanunla düzenlenmesi) ve 70. maddesindeki (kamu hizmetine girme hakkı) esasları ihlal ettiği yönünde hukuki itirazlarda bulunuyor.
GEÇİŞ HÜKMÜ EKSİKLİĞİ
Dilekçede yer alan önemli iddialardan birisi de ‘geçiş hükmü’ uygulanmadığı yönünde. Sendika, yönergenin 27.12.2024 tarihinde duyurulduğunu ve 1 Ocak 2025 tarihinde (5 gün sonra) yürürlüğe alındığı yani geçiş hükmü tanınmadığı ve bu durumun akademik kariyerini eski kriterlere göre şekillendirmiş olan akademisyenlerin mağduriyetine sebep olacağına ve bu durumun ‘idari istikrar ilkesine’ aykırı olduğu yönünde itirazlarda bulunuluyor. Ayrıca yönergenin hazırlık sürecinde akademik birimlerin tamamında tüm öğretim üyelerinin dahil edildiği şeffaf bir süreç yürütülmediği ve görüş alınmadığı iddiası yer alıyor.
BÖLÜM BAZLI İTİRAZLAR VE YAYIN BASKISI
Sendika tarafından yapılan itirazların en önemli başlıkları arasında doğrudan bölümlere özgü şartlar yer alıyor. Yukarıda da belirttiğim ‘imkânsızı isteme’ itirazı da burada şekilleniyor. Yapılan itirazda söz konusu yönergenin fen bilimleri odaklı hazırlandığı, sosyal bilimlerin doğasının göz ardı edildiği ve örneğin hukuk alanında yeniden atamalarda sözleşme süresinin 4 yıldan 2 yıla indirilmesinin akademisyenler üzerinde büyük bir baskı yarattığı yer alıyor. Özellikle sosyal bilimler alanında yoğunlaşan itirazlar, Hukuk Bölümü, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Felsefe Bölümü ve Çalışma Ekonomisi Bölümü’nün yayın yapısının yeni kriterlerle örtüşmediği ve gerek yayın yapısı gerekse ilgili kategorilerdeki dergilerin azlığı gerekçe gösterilerek karara tepki gösteriliyor.
DERGİ AZLIĞI VE TALEP YOĞUNLUĞU
Özellikle yukarıda zikrettiğim bölümlerde, SCI(Bilim Atıf Endeksi), SCI Expanded, SSCI(Sosyal Bilimler Atıf Dizini) ve AHCI(Sanat ve Beşeri Bilimler Atıf Endeksi) indeksli dergilerin az olduğu ve talep yoğunluğu dolayısıyla dergilerin bir makaleyi değerlendirme süresinin, 1-2 yılı bulduğu yönündeki itirazlar önemli bir yer tutuyor. Örneğin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü için söz konusu indekslerle taranan yalnızca 2 dergi (Bilig, Millî Folklor) olduğu belirtiliyor.
NOT: Burada bahsettiklerim sendika tarafından yapılan itirazların öne çıkan başlıklarının bir özeti niteliğinde. Şüphesiz buradakiler yapılan itirazların tamamı değil. Örneğin, söz konusu bölümlerde Türkçe yayın yapan indeksli dergi olmaması veya çok az olmasının Türkçe bilim yapmaya engel olacağı, akademisyenleri nitelikten uzaklaştırarak ‘puan toplama’ yarışına sokacağı gibi birçok itiraz bulunuyor. Ayrıca daha önce alınmış olan emsal kararlara da yer veriliyor.
ÜNİVERSİTE NE YANIT VERİYOR?
Eğitim-Sen tarafından yapılan itirazlar özetle bu şekilde. Peki üniversitenin bu itirazlara yanıtı ne? Yapılan itirazlara yönelik üniversite tarafından konuyla ilgili kapsamlı bir açıklama yapılmadı. Bu sebeple burada üniversitenin ilgili birimlerinden edindiğim kısıtlı bilgilere yer vereceğim.
2024 YILI GEÇİŞ SÜRECİ OLARAK TANIMLANDI
Üniversitenin ilgili birimlerinden edindiğim bilgilere göre, sendikanın ‘geçiş hükmü eksikliği’ yönündeki iddiasının asılsız olduğu yönünde. Karar süreciyle ilgili olarak, 2023 yılında bölümlere yazı gönderildiği, yine aynı yılın Aralık ayında kararın Senato’dan geçtiği ve üniversite tarafından alınan kararın 2024 yılında YÖK tarafından onaylandığı belirtiliyor. Bu bağlamda 2024 yılının bir geçiş süreci olarak tanımlandığı ve birçok akademisyenin ‘eski kriterler’ üzerinden kadro başvurularını gerçekleştirerek kadrolarını aldıkları belirtildi.
BÖLÜM ODAKLI İTİRAZLARA YANIT
Üniversite, Felsefe Bölümü’yle ilgili olarak, WOS-AHCI ve SSCI kapsamında Türkiye’de indexte yer alan dergi bulunmadığını, yalnızca ESCI kapsamında bir dergi olduğunu doğruluyor. Ancak uluslararası alanda felsefecilerin yayın yapabileceği 200’dan fazla dergi olduğuna dikkat çekerek, yapılan itiraza karşı çıkıyor. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’yle ilgili olarak ise bahsi geçen 2 derginin (Bilig ve Millî Folklor) Türkiye’de indexe girdiğini ancak uluslararası alanda birçok dergi bulunduğunu ve bölüm içerisinde WOS’ta yayın yapan akademisyenlerin olduğunu belirtiyor. Ayrıca gönderilen makalelerin değerlendirme sürelerinin iddia edildiği gibi 1-2 yıl değil birçok dergide minimum 6 ayda nihai kararın verildiği vurgulanıyor. Buna karşın itiraz sahipleri, üniversitenin işaret ettiği uluslararası dergilerin tamamının İngilizce, Fransızca veya Almanca gibi dillerde yayın kabul ettiğine dikkat çekiyor. Sosyal bilimlerin ve özellikle felsefenin, fen bilimlerinden farkı olarak ‘ana dile’ ve ‘kavramsal derinliğe’ dayalı yapı göz önüne alındığında akademisyenlerin önüne aşılması güç bir ‘dil bariyeri’ koyduğunu belirtiyor.
KONU YARGI SÜRECİNDE
Buraya kadar ‘atama yükselme kriterleri’ üzerinden başlayıp yargıya taşınan süreci öne çıkan yönleriyle ele almaya ve sendika tarafından yapılan itirazlar ile üniversitenin verdiği yanıtlara yer verdim. Bahsettiğim itirazlar ve yanıtlar devam eden bir yargı sürecinin parçaları. Dosyanın ilk haberinde sendika tarafından 'yürütmenin durdurulmasına' yönelik talebin mahkemece reddedildiğine yer vermiştik. Ancak kararın iptaline ilişkin dava süreci devam ediyor ve konunun netlik kazanması yargı kararına muhtaçtır.
TACİZ İDDİALARI: FELSEFE BÖLÜMÜ’NDE NELER OLUYOR?
Tüm bu süreç içerisinde özellikle Felsefe Bölümü’nde yaşananlar hayli dikkat çekici türden. Felsefe Bölümü’nden A.A. üzerinden şekillenen taciz iddiaları zaman zaman basında yer almış ve bölüm içerisinde yaşananlara ilişkin soru işaretleri doğurmuştur.
TACİZ İDDİALARI VE KARŞI İDDİALAR
A.A. üzerinden gündeme gelen iddiaların ardında ‘yeni atama yükselme kriterlerinin’ olduğu ve kendisinin bölümde kriterleri sağlayan tek kişi olduğuna yönelik dikkat çeken iddialar bulunuyor. Dosyamızın bundan sonraki bölümünde Felsefe Bölümü’yle ilgili temel sorunlar ve A.A üzerinden ortaya çıkan taciz iddiaları yer alacak.
Türkiye’de üniversite krizi: Akademik yükselme, kadro çıkmazı ve adliye koridorları!Kocaeli Üniversitesi
Kocaeli Üniversitesi’ndeki taciz iddialarının ardında kadro kavgası mı var?Kocaeli Üniversitesi
KOÜ Felsefe’de neler oluyor? Yüksek lisans vaadi, not tehdidi ve eski defterler... Bu iddialar yanıtlanmalıKocaeli Üniversitesi
Üniversite öğrencileri arasında ölüm tehdidi iddiası!Asayiş