Dilovası faciası davasını 1,5 saat uzağa verdiler! Aileler ve avukatlar tepki gösterdi

Dilovası’nda 7 işçinin can verdiği iş cinayetinin 24 Mart’taki duruşması, “salon yetersizliği” gerekçesiyle şehirden 1,5 saat uzaklıktaki Kandıra Cezaevi Kampüsü’ne alındı.

Dilovası faciası davasını 1,5 saat uzağa verdiler! Aileler ve avukatlar tepki gösterdi
Dilovası faciası davasını 1,5 saat uzağa verdiler! Aileler ve avukatlar tepki gösterdi

8 Kasım 2025 tarihinde Revive Kozmetik fabrikasında yaşanan ve Türkiye gündemine oturan iş cinayetiyle ilgili hukuki süreçte tartışmalı bir karara imza atıldı. Mahkeme, davanın 24 Mart 2026 tarihinde yapılacak duruşmasının, sanık ve müşteki sayısının fazlalığı gerekçe gösterilerek Gebze Adliyesi yerine, ulaşımı oldukça güç olan Kandıra Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülmesine karar verdi.

“HUKUKEN İSABETSİZ”

Bunun üzerine açıklama yapan İş Cinayeti Dosyası Müştekileri (Aileler) ve Vekilleri / Dayanışma Bileşenleri karar tepki gösterdi. “Basın ve Kamuoyuna” diyerek paylaştıkları metinde, “8 Kasım 2025 Tarihli İş Cinayeti Yargılamasında Duruşmanın Kandıra Ceza İnfaz Kampüsüne Alınmasına İlişkin Karara Dair Basın Açıklamamızdır

"Tarafımıza tebliğ edilen tensip zaptı ile; 24.03.2026 tarihinde saat 10.00’da başlayacak duruşmanın, “sanık/müşteki sayısının fazla olması” ve “sanık sayısının artma ihtimali” gibi gerekçelerle Kandıra’da bulunan Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu kararı; ceza yargılamasının aleniyeti, adil yargılanma hakkı, mahkemeye etkili erişim ve mağdur/müşteki hakları yönünden hukuken isabetsiz bulduğumuzu, ayrıca kararın fiili etkisi itibarıyla yargılamayı kamu denetiminden uzaklaştırma ve müştekileri yıldırma sonucunu doğuracağını kamuoyuyla paylaşma zorunluluğu doğmuştur.

“TOPLUMSAL GÖRÜNÜRLÜKTEN UZAKLAŞTIRILAN BİR NİTELİK TAŞIMAKTADIR”

1) Duruşmanın aleniyeti ve kamu denetimi yönünden…
Ceza yargılamasında duruşmalar kural olarak alenidir. Aleniyet ilkesi, yalnızca “kapıların açık olması” değildir; yargılamanın fiilen izlenebilir ve erişilebilir olmasını da içerir.
Duruşmanın cezaevi kampüsü içinde, erişimi sınırlı ve fiilen zor bir lokasyona alınması; aleniyet ilkesini daraltan, kamu denetimini zayıflatan ve yargılamayı toplumsal görünürlükten uzaklaştıran bir nitelik taşımaktadır.

“ETKİN KATILIM İMKANINI ZEDELEME RİSKİ TAŞIMAKTADIR”

2) Adil yargılanma ve mahkemeye etkili erişim yönünden...
Adil yargılanma hakkının zorunlu unsurlarından biri, tarafların yargılamaya etkili katılımı ve mahkemeye fiilen erişebilmesidir. Somut olayda; eşini, çocuğunu, yakınını kaybeden müştekilerin ve ailelerin, ayrıca dosya avukatlarının duruşmaya erişimini zorlaştıracak biçimde yargılamanın Gebze’den 1,5 saat uzaklıktaki bir alana taşınması, mahkemeye erişim hakkını ve etkin katılım imkanını zedeleme riski taşımaktadır. Yargılamanın düzenini sağlama amacı meşru olsa dahi; seçilen tedbirin zorunlu, elverişli ve orantılı olması gerekir. Oysa Gebze/İzmit sınırları içerisinde erişilebilir, merkezi ve yeterli kapasiteye sahip birçok adli/kurumsal mekân seçeneği varken; doğrudan cezaevi kampüsü salonunun tercih edilmesi son çare niteliğinde değildir ve bu yönüyle orantılılık ilkesine aykırıdır.

“YARGILAMANIN SAĞLIKLI YÜRÜTÜLMESİNDE KORUNMASI GEREKEN BİR SÜJEDİR”

3) Mağdur/müşteki hakları ve makul kolaylaştırma (erişilebilirlik) yönünden...
Ceza muhakemesinde mağdur ve müşteki, “seyirci” değil; maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesinde korunması gereken bir süjedir.
Yargılama makamlarının görevi, müştekilerin duruşmaya katılımını fiilen güçleştirmek değil; bilakis kolaylaştırmak ve yargısal süreci mağdur üzerinde ikinci bir mağduriyete dönüşmeyecek şekilde yürütmektir.
Biz dosya avukatları ve aileler olarak bu niyeti görüyoruz.
Çünkü bu dosyada yalnızca işveren sorumluluğu tartışılmıyor; kamu kurumlarının denetim ve gözetim yükümlülüğü de, iddialar ve dosya kapsamı itibarıyla, tartışılmak zorundadır.
Ne var ki bugüne kadar;
kamu görevlileriyle ilgili süreçte etkili bir adım atılmadığı,
işveren yönünden yürütülen soruşturmanın önemli eksikliklerle kapandığı,
açığa alındığı belirtilen görevlilerin görevlerine iade edildiği yönündeki tablo, kamu vicdanında ağır bir şüphe yaratmaktadır.
Bu çerçevede, özellikle acı kaybın etkisini yaşayan aileler bakımından makul kolaylaştırma/erişilebilirlik yükümlülüğü; duruşma mekânının seçimi, ulaşım güçlüğü, sağlık ve güvenlik koşulları, kamuya açıklık ve izlenebilirlik gibi başlıklarda somutlaşır. Cezaevi kampüsü içinde duruşma yapılması; erişimi ve katılımı zorlaştırması nedeniyle bu yükümlülükle bağdaşmamaktadır.

“KAMU YARARI BAKIMINDAN ZORUNLUDUR”

4) Somut dosyanın niteliği ve kamu yararı yönünden...
8 Kasım 2025 tarihinde gerçekleşen ve yedi işçinin yaşamını yitirdiği bu olay, niteliği itibarıyla yalnızca bireysel bir zarar değil; kamu düzenini ilgilendiren ve iş güvenliği/denetim mekanizmalarının etkinliğini tartışmaya açan bir vakıadır.
Bu tür dosyalarda yargılamanın kamuoyu denetimine açık, şeffaf, erişilebilir ve aleniyet ilkesine uygun yürütülmesi; kamu yararı bakımından zorunludur.

“YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

5) Sonuç ve talebimiz...
Açıklanan nedenlerle;
Duruşmanın Kandıra Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda yapılmasına ilişkin kararın; aleniyet, adil yargılanma, mahkemeye etkili erişim ve mağdur/müşteki hakları yönünden yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz.
Duruşmanın; Gebze’de, bu mümkün görülmezse en azından İzmit sınırları içinde merkezi, erişilebilir ve yeterli kapasiteye sahip bir salonda icrasını istiyoruz.
Yargılamanın kamuoyundan uzaklaştırılmasına, müştekilerin yıldırılmasına ve aleniyetin fiilen ortadan kaldırılmasına yol açacak uygulamaları kabul etmiyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İmza
8 Kasım 2025 İş Cinayeti Dosyası Müştekileri (Aileler) ve Vekilleri / Dayanışma Bileşenleri”

Muhabir: Emirhan Akman
Dilovası