Selçuk Geçer'den altın hakkında flaş iddia
Ekonomist Selçuk Geçer, Türkiye'nin ödediği 456 milyar liralık faizin 'fırsat maliyetini' dudak uçuklatan örneklerle gözler önüne serdi.
Ekonomi biliminin en temel kurallarından biri olan "fırsat maliyeti", yani bir tercihi yaparken vazgeçilen diğer alternatifler, Türkiye'nin faiz ödemeleri üzerinden yeniden gündeme geldi. Ünlü ekonomist Selçuk Geçer, yerel bütçe tercihlerinin ülkelerin geleceğini nasıl şekillendirdiğini anlatırken, diğer yandan ABD ve Tayvan arasında gelişen yeni ticaret anlaşmalarının küresel piyasalardaki jeopolitik dengeleri nasıl sarstığını analiz etti.
456 MİLYAR LİRALIK FAİZ YÜKÜNÜN AĞIR 'FIRSAT MALİYETİ'
Geçer'in ortaya koyduğu tabloya göre, Türkiye ekonomisinde faize giden 456 milyar lira üretime ve yatırıma yönlendirilmiş olsaydı ülkenin çehresi değişebilirdi. İşte o devasa kaynakla hayata geçirilebilecek alternatif yatırım senaryoları:
Ücretsiz Barınma ve İstihdam: Tanesi 2 milyon liradan tam 228 bin adet konut inşa edilerek vatandaşlara bedelsiz dağıtılabilirdi. Yaklaşık 1 milyon kişinin barınma sorununu çözecek bu dev hamle, 1,5 milyon inşaat işçisi, mühendis ve mimara doğrudan istihdam sağlardı.
Devasa Sanayi Tesisleri: Bu bütçeyle TÜPRAŞ büyüklüğünde yepyeni bir tesis veya PETKİM ölçeğinde 2 dev petrokimya fabrikası kurulabilirdi.
Teknoloji ve Üretim: Anadolu'nun dört bir yanına 100 adet modern üretim tesisi ve stratejik öneme sahip mikroçipler için 4 adet tam kapasiteli fabrika inşa edilebilirdi.
Tarımda Şahlanış: GAP projesi kapsamında Lübnan'ın yüzölçümüne denk gelen 1,1 milyon hektarlık alan sulamaya açılabilir, 2 milyon çiftçiye 228'er bin lira hibe desteği verilerek gıda enflasyonunun beli kırılabilirdi.
Eğitim ve Altyapı: Toplamda 7 milyon insana iş kapısı açacak bu bütçeyle; 760 kilometrelik yüksek hızlı tren hattı döşenebilir, "Alman modeli" ile eğitim veren 400 meslek lisesi açılabilir ve 9 milyon öğrenciye 50 bin liralık teknolojik cihaz desteği sağlanabilirdi.
KÜRESEL STRATEJİK HAMLELER: ABD, TAYVAN VE ÇİN ÜÇGENİ
Piyasalardaki bir diğer kritik başlık ise uluslararası arenadaki güç savaşları. ABD ve Tayvan arasında 2025–2029 dönemini kapsayan; LNG, ham petrol ve sivil uçak alımlarını içeren dev ticaret anlaşması dengeleri değiştirdi. Bu ekonomik adımın hemen öncesinde gerçekleşen 12 milyar dolarlık silah satışı, ABD'nin bölgedeki stratejik derinliğini gözler önüne seriyor.
Durumu kendi egemenlik haklarına doğrudan bir müdahale olarak gören Çin yönetimi ise askeri tatbikatlar ve siber operasyonlarla baskıyı artırıyor. Ancak uzman analizlerine göre Çin, doğrudan bir askeri sıcak çatışmaya girmek yerine, küresel finans sisteminde kendi kurallarını dikte edene kadar "bekle-gör" taktiğini uygulayacak.
ALTINDA YENİ HEDEF: "JEOPOLİTİK ŞOK" İLE 10 BİN DOLAR SENARYOSU
Tayvan Boğazı'nda suların ısınması, küresel teknoloji üretimi ve tedarik zincirlerindeki riskleri doruk noktasına çıkarıyor. Piyasaların korkulu rüyası olan "jeopolitik şok ve arz krizi" ihtimali, yatırımcıların güvenli liman olan altına hücum etmesine yol açıyor.
Piyasa uzmanlarının telaffuz etmeye başladığı "Ons Altın 10 Bin Dolar" tahmini, tam da bu sistematik belirsizliklerin fiyatlanması temeline dayanıyor. Piyasaların her zaman gerçekleşmelerden daha hızlı fiyatlandığını belirten uzmanlar, dünyadaki bu keskin kutuplaşmanın değerli metalleri yatırım tercihlerinin en tepesine yerleştireceğini öngörüyor.
(Not: Burada yer alan değerlendirmeler ve piyasa öngörüleri tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Haberimiz kesinlikle yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır.)