Altının yeni rotası resmen belli oldu
Küresel ekonomi kurmayları ABD’de son üç yılın zirvesine tırmanan enflasyon ve Hindistan’ın ithalat vergisini iki katından fazla artırmasıyla sarsılan emtia piyasalarını takibe aldı.
Altın yatırımcısı için "güvenli liman" tabiri hiç bu kadar sarsıcı bir teste tabi tutulmamıştı. Haftalardır Orta Doğu’daki tansiyonla ayakta duran ons altın, bu kez okyanus ötesinden ve Asya’nın derinliklerinden gelen iki dev dalganın ortasında kaldı. Piyasa tam "faizler ne zaman düşecek?" diye beklerken, ABD’den gelen nisan ayı enflasyon verisi soğuk duş etkisi yarattı. Rakamlar son üç yılın en sert artışını işaret ediyor. Haliyle, dün "indirim" diyen ağızlar bugün "artış mı geliyor?" diye sormaya başladı.
Capital.com’un kıdemli analisti Kyle Rodda’nın da belirttiği gibi, piyasadaki iyimserlik yerini sert bir gerçekçiliğe bıraktı. ABD tüketici enflasyonu o kadar hırçın geldi ki, Fed’in elindeki tüm manevra alanını daralttı. Yatırımcılar artık sadece faiz indiriminden vazgeçmiş değil; CME Group verilerine göre, aralık ayına kadar yeni bir faiz artışı ihtimali yüzde 30 gibi ciddi bir oranda fiyatlanmaya başladı.
Bu durum, getirisi olmayan altın için en kötü senaryolardan biri. Paranın rotası yeniden dolara ve tahvile kayarken, spot altın yüzde 0,4 düşüşle 4.695,99 dolara kadar süzüldü. Kısa vadeli vadeli kontratlarda 4.705 dolar seviyesi görülse de, yukarı yönlü iştahın önündeki "enflasyon bariyeri" oldukça sağlam duruyor.
Küresel dengeleri bozan bir diğer hamle ise dünyanın en büyük altın tüketicisi Hindistan’dan geldi. Kendi döviz rezervlerini koruma derdine düşen Hindistan hükümeti, altın ve gümüş ithalat vergisini yüzde 6’dan yüzde 15’e fırlattı.
Bu, sadece basit bir maliyet artışı değil; dünyadaki fiziki altın talebinin damarlarından birinin kesilmesi anlamına geliyor. Uzun vadede Hindistan’daki düğün sezonlarının ve geleneksel birikim alışkanlıklarının bu vergiden nasıl etkileneceği merak konusu. Ancak ilk tepki net: Talep baskılanacak, fiyatlardaki "fiziki destek" zayıflayacak.
Piyasadaki yangını söndüren ya da en azından yayılmasını engelleyen tek şey ise yine jeopolitik riskler. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ve Çin konusundaki açıklamaları diplomasi trafiğini iyice karmaşıklaştırdı. Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Xi Jinping ile görüşerek Hürmüz Boğazı operasyonu için destek isteyeceğini duyurması, Orta Doğu’daki enerji ve ticaret koridorlarının hala ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor.