Doç. Dr. Ayşegül Gökalp Kutlu: Kadın olmak, sürekli mücadele demektir
Nokta Medya tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için hazırlanan ‘41 Kadın 41 Başarı Hikâyesi’ programının konuğu KOÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ayşegül Gökalp Kutlu, “Kadın olmak, sürekli mücadele demektir” dedi.
Nokta Medya tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla hazırlanan ’41 Kadın 41 Başarı Hikâyesi’ programının bu yıl ikincisi düzenlendi. Kadınların hayat boyu karşılarına çıkan engelleri emek ve özveriyle aşıp bir başarı öyküsü haline getirişine dikkat çekilen programın konuğu Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ayşegül Gökalp Kutlu oldu. Kutlu aynı zamanda üniversitenin Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü olarak görev yapıyor.

“KADIN OLMAK SÜREKLİ MÜCADELE ANLAMINA GELİYOR”
Kutlu, kadın olmanın sürekli bir mücadele anlamına geldiğine dikkat çekerek, “Sürekli sıfırdan başlamanız gerekiyor, sürekli yenilmedim hala ayaktayım demeniz gerekiyor, sürekli mücadele etmeniz gerekiyor. Dolayısıyla kadın olmak zaten ‘yeniden başlamalıyım, hadi bir daha denemeliyim’ demeyi gerektiriyor. Bu karşılaştığımız engeller dolayısıyla hayatımız bu zaten” dedi.
Bize kısaca kendinizi ve bugün bulunduğunuz noktaya nasıl geldiğinizi anlatır mısınız?
Ayşegül Gökalp Kutlu: 1982 Ankara’da doğdum, Sivas’ta büyüdüm. Daha sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde okudum. Burada okurken aslında bana ilham veren iki tane kadın hocam oldu ve onlardan birinin referansıyla İngiltere’de Avrupa Birliği üzerine yüksek lisans yaptım. Daha sonra Avrupa Birliği alanını çok sevdim ve döndüğümde iki yıl boyunca Avrupa Birliği ile ilgili bir işte çalıştım. Fakat bu hocamın hep bana söylediği ‘sen akademisyen olabilirsin, sende iyi bir akademisyen potansiyeli var’ sözü üzerine aklımda üniversiteye geçme fikri yer edindi. Bu hayalimi gerçekleştirmek için 2008 yılında Kocaeli Üniversitesi'ne geldim ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde doktora eğitimine başladım. Doktora yaparken de şu soruları sormaya başladım: ‘Ben hayata ne katıyorum? Ya da gördüğüm örneklerde acaba bana benzeyen birisi var mı?’ Uluslararası ilişkiler alanında maalesef kadınları hiç görmüyorsunuz ve bu bana çok ciddi bir yokluk gibi geldi. Bunun üzerine ‘Uluslararası ilişkiler alanında kadınlar nerede?’ diye sordum ve bu konuda araştırma yapmak istedim. Doktora tezimi de savaşlarda ve silahlı çatışmalarda kadınların korunması ile ilgili yazdım. Doktora tezimi yazarken de üniversitemizin Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi olduğunu fark ettim. Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde böylece ilk başta biraz gönüllü olarak, sonra yıllar içinde müdür yardımcısı olarak çalışmaya başladım. Şu anda da müdürü oldum. Bu uzun yılların sonucunda; hayatımı ve akademik çalışmalarımı özellikle kadınlarla ilgili meselelere, kadınların güçlendirilmesine, kız çocuklarının güçlendirilmesine, onların şiddetten korunmasına adamaya çalışıyorum.

“BAŞKA KADINLARIN EMEĞİNİ KULLANMAK ZORUNDA KALIYORSUNUZ”
Bu yolda kadın olmanın avantajları ve zorlukları neler oldu?
Ayşegül Gökalp Kutlu: Kadın olmanın avantajı aslında zorlukların üstesinden gelebilmenizle oluyor. Zaman içinde sistemsel bazı sıkıntıları gördükçe, bu eril sistemin içinde kadın olarak var olmaya çalıştıkça engelleri aştıkça birçok özellik elde ediyorsunuz. Mesela azimle mücadele etmeyi öğreniyorsunuz; bunu maalesef erkeklerden daha çok yapmak zorundasınız. Veya çok yönlü düşünmeniz gerekiyor. Aynı anda birçok role sahip olduğunuz için örneğin; anne, kardeş, kız evlat, eş falan gibi bir sürü rolün üstesinden gelmek için farklı özellikler geliştiriyorsunuz. Avantajları zorluklarından kaynaklanıyor. Ama en önemli zorluğu ise; biz çocukken bir slogan kafamızda yer etti: ‘Çocuk da yaparım kariyer de’ diye. Bunu biz ilk önce yıllarca güçlendirici bir slogan olarak algıladık; ben de böyle algıladım. ‘Çocuğumu da yapacağım kariyerimi de yapacağım’ diye fakat bu çok zor bir şey. Üstünüzde çok ciddi bir yük ve size düşen bir görünmez emek var. Arkasında duygusal bir emek var; bu hep kadının üzerine düşüyor. Eğer bu görünmez emeği bir şekilde kadının üzerinden almazsak kariyer yapmak veya istediği bir şeyi elde etmek, istediği yolda yürümek kadınlar için çok zor oluyor. Dolayısıyla çocuğunuzu büyütürken hep başka kadınların emeğini kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Çocuğunuza bakan anneniz, kayınvalideniz, bakıcı bir kadın olabilir ya da eve temizliğe gelen başka bir kadın olabilir. Nihayetinde bir kadın olarak var olabilmek için yine başka kadınların emeği üzerinden yükselmeniz gerekiyor. Bu da bence çok acı bir durum. ‘Çocuk da yaparım kariyer de’ demenin böyle bir sonucu var ve eleştirmemiz gereken nokta da burası zaten. Yani sosyal politikalarla kadınların biraz daha desteklenmesi, kadınların bu yükünün üzerlerinden alınması ve kadın-erkek eşitliği konusunda partnerler arasında bilinçlenmeyle, eşler arasında bu yükün dağılması kadınların daha kolay kariyer yapabilmelerini sağlayacaktır. Yani tüm kadınlar gibi benim de temel olarak karşılaştığım zorluk buydu.

“BANA İLHAM VEREN BİR KADIN OLDU”
Peki "bu benim hayatımın dönüm noktası oldu" dediğiniz bir anı bize anlatır mısınız?
Ayşegül Gökalp Kutlu: Biraz önce söylediğim gibi aslında; üniversitede bir sınavdan çıkmıştık ve ben gerçekten o dersin hocasına hayrandım. Yani hem bir kadın olması hem bize verdiği emek, dersini anlatış şekli ve derste bir taraftan onu dinlerken bir taraftan onun gibi olmak isterdim gerçekten. Dolayısıyla bir sınav, bir ödevden sonra hoca beni yanına çağırıp ‘bence sen akademisyen olmalısın’ dediğinde çok gururlanmıştım. Dolayısıyla bu benim hayatımı değiştiren dönüm noktası oldu. Ondan sonra hep onun gibi olmaya çalıştım. Öğrencilerime de onun bize davrandığı gibi davranmaya çalıştım. Dolayısıyla bana ilham veren bir kadın oldu gerçekten.

Peki kadın olmayı üç kelimeyle özetlemeniz gerekse hangi kelimeleri seçerdiniz?
Ayşegül Gökalp Kutlu: Azimli, kararlı ve güçlü derdim.
Peki "yeniden başlıyoruz" dedirten ve size güç katan bir motivasyon kaynağınız var mı?
Ayşegül Gökalp Kutlu: Biz uluslararası ilişkiler alanında çok fazla saha araştırması yapmıyoruz fakat Türkiye’ye son yıllarda gelen göçle birlikte artık uluslararası ilişkiler çalışmaları da göçü de içermeye başladı. Kocaeli’deki göçmen kadınlarla, Suriyeli göçmen kadınlarla bir çalışma yapmıştım ve onların hikayelerini dinlemek, onları not almak beni ilk başta çok mutsuz etmişti. Yani onların deneyimlerini dinlemek, onların sıfırdan başladıklarını görmek, zorluklarını görmek beni mutsuz etmişti. Ben de onlarla beraber ciddi bir bunalım yaşamıştım. Fakat ‘bunu yazmam gerekiyor. Herkesin duyması ve okuması gerekiyor’ dedim. Bu benim için bir motivasyon olmuştu. Bunun dışında, aslında kadın olduğunuzda sürekli bazı engellere çarpıp düşüyorsunuz. Yani bir kere görünmeyen bir cam tavan var; liderlik pozisyonlarında kadınların az olmasının sebebi bu. Dolayısıyla sürekli sıfırdan başlamanız gerekiyor, sürekli ‘yenilmedim hala ayaktayım’ demeniz gerekiyor, sürekli mücadele etmeniz gerekiyor. Dolayısıyla kadın olmak zaten ‘yeniden başlamalıyım, hadi bir daha denemeliyim’ demeyi gerektiriyor. Bu karşılaştığımız engeller dolayısıyla hayatımız bu zaten.

“SESİNİ ÇIKAR, YILMA, VAZGEÇME”
Peki bugün bulunduğunuz yerden geçmişteki kendinize ya da içinizdeki küçük kız çocuğuna ne söylemek isterdiniz?
Ayşegül Gökalp Kutlu: Öncelikle şunu derdim: Korkma. Fikirlerini söyle, hiç çekinme, sesini çıkar. En önemlisi de bu zaten. Yanlış gördüğümüz, haksızlık olduğunu düşündüğümüz şeylere karşı sesimizi çıkarmamız gerekiyor. Bu bir kadın olarak daha zor. Çünkü kadın olduğunuzda fırsatlara, kaynaklara, hatta haklara eşit olarak erişemeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Bu his size zaten veriliyor. Dolayısıyla böyle olmadığını söylemek isterdim. Sesini çıkar, yılma, pes etme ve amacın uğruna uğraş, vazgeçme demek isterdim.

“FİKİRLERİMİN OLUŞMASINDA EN BÜYÜK İLHAM KAYNAĞIM ANNEM”
Size güç veren bir kadın rol modeliniz var mı?
Ayşegül Gökalp Kutlu: Biraz önce bir hocamdan bahsetmiştim ama onun dışında annemden de bahsedebilirim. Yani hocamı üniversite yıllarından beri çok az gördüm ama annemi her gün görüyorum. Annem de kariyer sahibi bir kadın ve kariyerinin zirvesinde emekli oldu. Ancak şöyle; onun ne kadar zorluk yaşadığını biliyorum. Biraz önce söylediğim gibi kadının görünmeyen emeği, kadının üstüne düşen duygusal emek; bunların hepsi aslında toplumsal cinsiyet kalıpları nedeniyle erkeklerin yapmak zorunda olmadığı şeyler. Fakat kadınlar bunları yapmak zorunda hissediyor. Dolayısıyla annem güçlü bir kadın olarak bana hem ilham verdi hem de aslında bunların yanlış da olduğunu gördüm. Yani hayat partnerler arasında paylaşılması gereken bir şey ve hatta çocuk bakımı sosyal politikalarla desteklenmesi gereken bir şey. Dolayısıyla fikirlerimin oluşmasında en büyük ilham kaynağım annem diyebilirim.

“MÜCADELE ETSİNLER”
Peki şu an sizi izleyen, kendini güçsüz hisseden ve yeniden başlamak isteyen bir kadına ne söylemek istersiniz?
Ayşegül Gökalp Kutlu: Güçsüz hissetmesinin sebebi, karşılaştığı zorluklar aslında kendisinden kaynaklanmıyor. Büyük ihtimalle yaşadığı sıkıntılar eril, ataerkil sistemden kaynaklanıyor. Dolayısıyla mücadele etmesini öneriyorum. Eğer şiddete uğruyorsa, eğer haklarını bilmiyorsa bu konuda destek almasını öneriyorum. Ama asla yalnız değil. Mutlaka sesini çıkarsın, mutlaka ayakları üzerinde durmaya çalışsın ve hiç yılmadan mücadele etsin diye bir tavsiye vermek isterim.