Banu Küçüksaraç: Hayal kurmaktan ve kendine inanmaktan asla vazgeçme
Nokta Medya’nın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği ‘41 Kadın 41 Başarı Hikâyesi’ programının konuğu olan KOÜ İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Kurumsal İletişim Ofisi Başkanı Doç. Dr. Banu Küçüksaraç, "Hayal kurmaktan ve kendine inanmaktan asla vazgeçme" dedi.
Nokta Medya’nın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği ‘41 Kadın 41 Başarı Hikâyesi’ programının konuğu olan Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Kurumsal İletişim Ofisi Başkanı Doç. Dr. Banu Küçüksaraç, "Hayal kurmaktan ve kendine inanmaktan asla vazgeçme" dedi. 2001 yılında öğrenci olarak adım attığı Kocaeli Üniversitesi’nde bugün Dekan Yardımcılığı ve Kurumsal İletişim Ofisi Başkanlığı gibi kritik görevler üstlenen Doç. Dr. Banu Küçüksaraç, başarının tesadüf değil; sabır ve azimle örülen bir yolculuk olduğunu kanıtlıyor.

HAYATININ KIRILMA NOKTALARINI ANLATTI
Akademik kariyerinin basamaklarını tırnaklarıyla kazıyarak çıkan Saraç, anne olmanın getirdiği eşsiz perspektifi profesyonel hayatıyla harmanlıyor. Hayatının merkezine koyduğu mottosuyla hem iş hem özel yaşamında güçlü bir duruş sergiliyor. Saraç ile gerçekleştirdiğimiz bu samimi söyleşide; halkla ilişkiler sektöründe kadın olmanın avantajlarından hayatın kırılma noktalarına, Betül Mardin hayranlığından gelecek nesillere verdiği kıymetli öğütlere kadar pek çok konuya değindik...

“HALKLA İLİŞKİLER HAYAL ETTİĞİM MESLEKTİ”
Bize kısaca kendinizi ve bugün bulunduğunuz noktaya nasıl geldiğinizi anlatır mısınız?
Banu Küçüksaraç: Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğretim üyesiyim. Aynı zamanda Kocaeli Üniversitesi Kurumsal İletişim Ofisi Başkanı, bununla beraber de İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Kocaeli Üniversitesi'ndeki hikâyem aslında 2001 yılında lisans öğrenciliğimle başladı. Lisans öğrenciliğim süresince hayal ettiğim meslek olan halkla ilişkiler mesleğini her zaman daha iyi bir şekilde öğrenmeye çalıştım ve bununla ilgili çok aktif bir öğrenci oldum. Dolayısıyla bu aktif öğrencilik sürecim kariyerimde de etkili oldu diyebilirim. Mezun olurken o dönemki bölüm başkanımız, aynı zamanda dekanımız Prof. Doktor Hülya Engin tarafından akademik kariyer teklifiyle karşılaştım ve kariyerime akademide devam etme kararı aldım.

“ASİSTANLIK SÜRECİM HİÇ KOLAY OLMADI”
Ardından yüksek lisans, doktora eğitim süreçlerim; bununla beraber asistanlık sürecim... Tabii asistanlık sürecim hiç kolay olmadı. Dört sene boyunca bilfiil fakültede çalışarak kadro bekledim. Sonunda kadromuz geldi, burada asistanlığa başladık. Doktora eğitimi sonrasında da öğretim üyeliği, ardından da doçentlik sınavlarına hazırlanarak doçentliğimi aldım. Akademik gelişimim bu anlamda hep iyi oldu, arka arkaya oldu. Tabii bulunduğum pozisyonlara bu akademik gelişimin sadece etkili olduğunu söyleyemem.

“SEKTÖRDEKİ GELİŞMELERE AÇIK BİRİ OLDUM”
Bununla beraber bizim alanımız iletişim ve halkla ilişkiler olduğu için uygulama tarafında da kendimizi geliştirmemiz gerekiyordu. Öğrencilik dönemimden itibaren hep sektördeki gelişmelere açık biri oldum. Sektörel gelişmeleri, yaratıcı çalışmaları, yenilikçi çalışmaları her zaman takip ettim. İçinde bulunduğum birçok projede de; ulusal, uluslararası projelerde, fark yaratan bir ekibin içerisinde oldum. Dolayısıyla bugün bulunduğum pozisyonlara aslında hem akademik bilginin hem de uygulamadaki tecrübelerin getirmiş olduğunu söyleyebilirim.

Peki sizce bu yolda kadın olmanın avantajları ve zorlukları neler?
Banu Küçüksaraç: İletişim ve halkla ilişkiler sektörü için düşündüğümüzde, kadınların prezentasyonlarının ya da iletişim becerilerinin daha güçlü olması aslında bizim alanımız için bir avantaj. Sektör uygulayıcılarına baktığımızda çoğunun kadın olduğunu görebiliyoruz. Akademide de, iletişim fakültelerinde kadın akademisyenlerin çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Bu bizim bir avantajımız. Zorluklara gelince; kendi hayatımdan da çıkarttığım zorluklar arasında bir zaman yönetimi konusu var. Bir anne ve bir eş olarak bu kadar yoğun tempo içerisinde çalışırken aileye ya da çocuğa zaman ayırma konusunda zaman zaman zorluklar yaşayabiliyoruz. Bunun dışında idari görevlerde ya da sorumluluklarda kadın olmanın, cinsiyetten kaynaklı herhangi bir zorluk yaşadığını ben görmedim, yaşamadım.

“BİRDEN FAZLA DÖNÜM NOKTAM VAR”
Peki "Bu benim hayatımın dönüm noktası oldu" dediğiniz anı bize anlatır mısınız?
Banu Küçüksaraç: Hayatımın dönüm noktası dediğim bir değil, birden fazla an var aslında. Bunların başında aslında anne olmam geliyor. Anne olmak gerçekten bir kadın için bence hayatının en önemli dönüm noktalarından birisi. Çünkü burada koşulsuz sevgiyi, yaradanın mucizesini net bir şekilde görebiliyorsunuz. İnsan olarak hayata bakış açınız ve diğer insanlara bakış açınız da çok net bir şekilde değişebiliyor. Sabredebilmeyi, affedebilmeyi ve gerçekten o sonsuz sevgiyi, merhameti çok net bir şekilde hissedebiliyorsunuz. Hayatımın ikinci dönüm noktası ise Kurumsal İletişim Ofisi ile başlıyor ve tamamıyla Rektör Hocamla beraber çalışmakla başlıyor. Çünkü yılların getirdiği akademik birikim ve uygulama birikiminin yanında, bu tecrübelerin yanında bu kadar önemli bir görevde yer almak, üniversitemizin üst yönetimiyle beraber hareket etmek, aynı vizyonla, aynı hedeflerle koşuyor olabilmek gerçekten çok önemliydi. Onunla beraber, çok kısa bir sürede Avrupa'nın en büyük kariyer fuarı olarak tescillenen, Cumhurbaşkanlığımız himayelerinde gerçekleştirdiğimiz Marmara Kariyer Fuarı (MARKAF) oradaki tecrübeler hayatımın dönüm noktası oldu diyebilirim.
Kadın olmayı üç kelimeyle özetlemeniz gerekse hangi kelimeleri seçerdiniz?
Banu Küçüksaraç: Bence kadın olmak öncelikle; emek, sonra sevgi ve sabır.
“EN BÜYÜK MOTİVASYON KAYNAĞIM OĞLUM”
"Yeniden başlıyoruz" dedirten ve size güç katan motivasyon kaynağınız var mı?
Banu Küçüksaraç: Evet, motivasyon kaynaklarım var. Öncelikle beni hayata bağlayan oğlum en büyük motivasyon kaynağım. Ardından öğrencilerim... Hepsini de kendi evlatlarım yerine koyuyorum. Onların gözlerindeki sevgi, size olan hayranlıkları, size olan o umutları motivasyon kaynağınız olabiliyor. Bazen çok yoğun tempolarda çalışabiliyoruz, o enerjiyi kendimizde bulamıyoruz. Bazen yüzümüz asık işe gelebiliyoruz ama öğrencilerin gözündeki umut ışığı size her zaman yeniden başlamanız, devam etmeniz gerektiği mesajını veriyor. Dolayısıyla onlarla beraber hayata her gün yeniden başlayarak umutla devam ediyoruz.

Bugün bulunduğunuz yerden geçmişteki kendinize ya da içinizdeki küçük kıza ne söylemek istersiniz?
Banu Küçüksaraç: Çok sevdiğim bir söz var. Onu söylemek isterim, “Unutma, yoluna taş koyanların derdi aslında kendileriyle. Sen doğruysan önüne dağlar çıksa engel olamazlar."
“ROL MODELİM BETÜL MARDİN”
Size güç veren bir kadın rol modeliniz var mı?
Banu Küçüksaraç: Halkla ilişkiler sektörünün duayenlerinden, mesleğimizin Türkiye'deki ilk uygulayıcılarından Betül Mardin. Gerçekten rol modelimiz kendisi. Türkiye'de bu mesleği ilk uygulayan isimlerden birisidir ve çok önemli projelere, işlere imza atmıştır. Ulusal ve uluslararası birçok büyük çaplı kampanyaları yönetmiştir. Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği'nin (IPRA) uzun yıllar başkanlığını yapmıştır. Kendi kişisel hikâyesinde de aslında yaşadığı zorluklarla geldiği nokta açısından baktığımızda gerçekten çok güçlü bir rol model olduğunu söyleyebilirim.
Şu an sizi izleyen, kendini güçsüz hisseden ve yeniden başlamak isteyen bir kadına ne söylemek istersiniz?
Banu Küçüksaraç: "Asla vazgeçme" demek isterim. Hayal kurmaktan, kendine inanmaktan, çabalamaktan asla vazgeçme. Bizler nasıl başardıysak herkes başarabilir. Ben buna inanıyorum, lütfen vazgeçmesinler.